Obezite Nedir ?

Obezite kişilerin vücudunda sağlıklı olmalarını engelleyecek ve yaşam kalitesini bozacak düzeyde yağ birikmesidir. Hayati risk oluşturan hastalıklarla bir arada görülen obezitede, cerrahi uygulamalar daha başarılı oluyor. Cerrahi, doğru hastaya doğru yöntemle uygulandığı ve aşamaları hastaya açıkça anlatıldığı zaman başarılı sonuçlar veriyor.

Obezite Tanısında Vücut Kitle Endeksi Önemi:

Vücut Kitle İndeksi (VKİ), şişmanlığın oranı hakkında bilgi veriyor. Beslenme ve diyet uzmanları, VKİ’nin her zaman tek başına yeterli olmadığına dikkat çekiyor, aynı boy ve kiloda olan iki kişiden birinin karın yağlarının yüksek, diğerinin ise kas kütlesinin fazla olabileceğini söylüyor. Uzmanlar, obezitenin ortaya çıkmasında bir diğer önemli unsurun da insülin direnci olduğuna işaret ediyorlar. Pankreas tarafından salgılanan insülin kandaki glukozu hücre içine sokuyor. Bunu, hücrenin bir kilidini açarak yapıyor. İnsülin direnci ortaya çıktığında, hücre ile insülin arasındaki kilit-anahtar ilişkisi bozuluyor ve insülin kanda birikmeye başlıyor. Kanda biriken bu insülin yüksek kan basıncına neden oluyor, damar içyüzlerine zarar veriyor, karaciğerde yağlanma yapıyor.

Vücut Kitle İndeksi (Beden Kitle İndeksi) Nasıl Ölçülüyor?

Vücut ağırlığının boy uzunluğunun karesine bölünerek elde edilen Vücut Kitle İndeksi (VKİ), şişmanlığın oranı hakkında bilgi veriyor.
Formül uygulandığında 25 kg./m2 ve altı normal, üzerinde çıkan rakamlar ise fazla kilolu olunduğunu gösteriyor. 30 kg./m2 üzerindeki değerler ise hastalık derecesinde şişmanlığı ifade ediyor.
Dünya Sağlık Örgütü, şişmanlık hastalığını üç derecede sınıflandırıyor.
30-35 kg./m2 arası birinci sınıf, 35-40 kg./m2 ikinci sınıf ve 40 kg./ m2 de üçüncü sınıf olarak ayrılıyor.
Standart olarak 40 kg./m2 üzerindeki hastalar, ek bir hastalığı olmasa da cerrahi tedaviye uygun kabul ediliyor.
35-40 kg./m2 arasındaki hastalara kalp, astım, diyabet gibi ek hastalığı varsa cerrahi uygulanabiliyor.
Bel çevresi ölçüsü kadınlarda 88 cm, erkeklerde 102 cm’den fazla ise bazı riskler daha yüksek oluyor ve bu riskleri bilmek obezitenin değerlendirilmesinde önem taşıyor.
Karın yağları çevresel deri altı yağlarından daha tehlikeli çünkü karın yağlarının fazlalığı, diyabet, lipid bozuklukları, yüksek kan basıncı ve kalp hastalığı gibi hastalıkların ortaya çıkma riskini artırıyor.ece bu hastalar kilo vermekte zorlanıyorlar.

Obezite Cerrahi

Obezite tedavisinde vücut ağırlığının 6 aylık dönemde azalması, hastalığın yol açtığı diğer sorunların önlenmesinde önemli katkı sağlıyor. Ancak hastalığa kaynak oluşturan nedenler giderilmediği sürece hastalar verdikleri kiloları tekrar geri alıyor ve sürdürülebilir bir iyileşme sağlanamıyor.
TURKUAZ ESTETİK Kliniği’nde hastanın obez olmasına yol açan sebepler tespit edildikten sonra, cerrahi alanında deneyimli bir hekim, endokrinoloji uzmanı, beslenme ve diyet uzmanından oluşan, koordineli çalışan bir ekip çalışması ile hastalar değerlendiriliyor. Aynı zamanda multidisipliner yaklaşım olarak adlandırılan bu sistemde; Obezite Cerrahisi, Endokrinoloji ve Metabolizma Hastalıkları, Beslenme ve Diyet, Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon, Psikoloji gibi uzmanlık alanları hastayı değerlendiriyor ve tedavi sürecini şekillendiriyor.
Ayrıca ileri teknolojileri içeren gerekli donanım ve yoğun bakım olanakları da mevcuttur.

Obezite Cerrahisinin Sağladığı Avantajlar :

• Hipertansiyon problemi olan obez hastalarda ameliyat sonrası tansiyon ölçümlerinde ciddi düzelmeler oluyor. Hastaların yüzde 60-70’i tansiyon ilaçlarını kesiyor.
• Tip 2 diyabet hastaların yüzde 80’inde kan şekeri seviyelerinde ciddi düzelmeler meydana geliyor. Hastaların bir kısmı kullandıkları antidiyabetik ilaçları bırakabiliyor ya da kullandıkları ilaç dozları azalıyor.
• Ameliyatın ardından kalp hastalığı riskinde belirgin azalma gözleniyor.
• Fazla kilolara bağlı gelişen uyku apnesi problemleri düzeliyor.
• Solunum sistemi sıkıntılarında azalma yaşanıyor.
• Hastaların hayat kalitesi artıyor.
• Ameliyat sonrası diyete dikkat edilir ve günlük 1 saatlik yürüyüş veya spor yapılırsa aşırı Kilo ortalama 8 ayda verilir. Sağlıklı ideal kiloya 1 yılda ulaşılır. Beslenmesine dikkat etmeyen kişiler, düzenli ve sağlıklı gıda almazlarsa ideal kilodan daha da fazla verirler. Bu operasyon sonrası kilo almak ve vermek kişilerin yaşam tarzına bağlıdır.

Kimler Obezite Ameliyatı Olabilir?

• 18-65 yaş arası olanlar
• Vücut kitle indeksi 40’ın üzerinde olanlar
• Vücut kitle indeksi 35-40 arası olup ek olarak kilolara bağlı yandaş hastalık olanlar
(hipertansiyon, diyabet, uyku apnesi, kalp yetmezliği vs.) • Kilo vermek için diğer tedavi yöntemlerini deneyip başarısız olanlar
• Ameliyatı ve anesteziyi kaldırabilecek durumda olanlar

Kimler Ameliyat Olamaz?

• Ciddi tedavi altında olmayan psikiyatrik sorunu olanlar
• Madde veya alkol bağımlılığı olanlar
• Ameliyat sonrası diyet konusunda gerekli hayat stili değişikliği yapamayacak hastalar
• Anestezi almaya engel olacak hastalığı bulunanlar

Ameliyatlar

Mide Balonu :

Mide Balonu aslında cerrahi bir yöntem değildir. Mide balonu, endoskopik olarak yerleştirilen ve içi sıvı veya hava ile şişirilen bir balonun mideye yerleştirilmesi mantığına dayanan bir yöntemdir. Bu yöntemle midede doluluk hissi yaratılıp, yeme miktarının azaltılması hedeflenmektedir. Mide balonu genelde kısa süreli ve hastanede kalınmayı gerektirmeyen bir uygulamadır ve genel anestezi gerektirmeden uygulanabilir. Uygulama 15-30 dk. İçinde gerçekleşir ve hasta birkaç saatlik gözetimin ardından evine dönebilir. Bazı vakalarda bir veya birkaç gün hastanede kalınması gerekebilir. Erken dönemde bulantı, kusma, öğürme ya da kramp şeklinde karın ağrısı gibi şikâyetler olabilir. Bunların çoğu ilaçlar yardımıyla giderilebilen geçici sıkıntılardır. Tipine göre değişmekle beraber mide balonunun ortalama 6 aylık bir süre sonrasında mideden çıkartılması gerekir. Mideye endoskopik olarak yerleştirilen balon yine endoskopik olarak çıkartılır. Mide balonu çıktıktan sonra birey normal yaşantısına dönebilir. Cerrahi tedavi düşünmeyen hastalar için son derece uygun, ancak geçici bir yöntemdir. Artı bu yöntemin başarısı hastanın uyumuna bağlıdır. Mide balonuyla hastalarda fazla vücut kilolarının &10-30’unu vermek mümkündür. Ancak asıl sorun balon çıktıktan sonra başlar. Şayet balon çıkarıldıktan sonra herhangi bir ilave müdahalede bulunulmazsa verilen kiloların tekrar geleceği bilinmelidir. Cerrahi işleme engel olabilecek kadar kilolu hastaların operasyon için gereken kilolara düşmesine yardım etmesi için de kullanılmaktadır. Bilinen büyük bir yan etkisi yoktur. İlk günlerde oluşan balon intoleransı (bulantı ve kusmanın kaynağı) dışında çok nadir olarak balon delinmesi ve hatta mide delinmesi ve balonun sönmesine bağlı bağırsak tıkanıklığı bildirilen yan etkiler arasındadır. Uzun dönem başarı şansı düşük bir yöntemdir. Gerekli görüldüğü takdirde 6 ay sonra hastalara yeni bir mide balonu yerleştirilebilir. Bu işlem de aynı seansta uygulanabileceği gibi daha sonra da gerçekleştirilebilir.

Tüp Mide Yöntemi :

Midenin sol dış kısmının “stapler” adı verilen cerrahi zımba benzeri cihazlarla kesilip çıkartılması işlemidir. Bu yöntemle 150-200 ml hacminde bir mide oluşturulup mideye gıda girişi azaltılır. Tüp Mide Ameliyatı laparoskopik olarak gerçekleştirilen ameliyatlardır. Tüp mide operasyonlarında temel hedef hem midenin küçülmesiyle gıda alımında bir azalma, hem de midenin sol üst kısmından salgılanan ve açlık hissine neden olan “ghrelin” maddesinin seviyesini azaltmak yoluyla daha az açlık hissetmesini sağlayarak hastaya kilo verdirmektir. Ameliyat sırasında hastaların midesini keserken aynı anda dikebilen stapler (zımba) denen kesiciler kullanılır. Bu aletler hastanın midesini keserken oluşan açıklığı aynı anda zımbalar. Cerrahlar oluşan hatta “stapler hattı” der. Kesilen bölüm vücutta laparoskopik işlem için açılan deliklerden çıkartılır.

Ameliyat sonrası hastalar yaklaşık 2-5 gün civarında gözetim altında tutulduktan sonra taburcu edilirler. Bu süre hastadan hastaya değişmektedir. Hastalar operasyondan sonra sıvı gıdalarla beslenir. Yaklaşık 1 ay süren bu beslenme süreci diyetisyenler tarafından takip edilir. Daha sonra yavaş yavaş püreli gıdalara ve katı gıdalara geçilir. Katı gıdalara geçildikten sonra hastalar artık normal şekilde beslenmelerine devam edebilirler. Fakat artık azalan mide hacmi yüzünden daha az ve daha sık beslenmeleri gerekmektedir. Tüp mide ameliyatı sonrası erken dönem kilo kontrolü oranları fazla vücut ağırlığının yaklaşık %50-60’ının verildiği yönünde olmakla beraber ilerleyen yıllarda mide hacminde genişleme olabildiği gösterilmiştir. Beşinci yıldan sonra başarı oranları %50’nin altındadır.
Tüp mide operasyonu dönüşü olmayan bir yöntemdir. Deneyimli cerrahlar tarafından yapıldığı sürece son derece güvenilir bir ameliyattır. Operasyon sonrası hemen görülebilecek yan etkiler ağrı, kanama, kaçak ve enfeksiyondur. Deneyimli bir ekip tarafından yapılan bir operasyonda bu etkilerin görülme olasılığı da son derece azdır. Daha ilerde görülebilecek yan etkiler ise yemede güçlük (nadir), bulantı ve kusma hissi (özellikle erken dönemde), saçlarda geçici zayıflama veya dökülme, halsiz veya yorgun hissetme gibi yan etkilerdir. Bu ameliyatlar sonrası vitamin emilimi için midedeki parietal hücrelerden salgılanan aside ihtiyaç duyulduğundan özellikle erken dönemde dışarıdan vitamin takviyesi gerekecektir.

İleal İnterpozisyon (Transpozisyon) :

İleal İnterpozisyon ya da İleal Transpozisyon (İT) ameliyatının iki farklı versiyonu vardır. Her ikisinde de tüp mide işlemi standart olarak yapılır. Metabolik Cerrahi uygulamalarına temel teşkil eden versiyonda (Diverte İleal Transpozisyon) mide ile 12 parmak barsağı arasındaki bağlantı kapatılır ve ince barsağın son kısmı mide ile ince barsağın baş kısmı arasına konumlandırılır. Bu sayede mideden çıkan yiyecekler önce ince barsağın son kısmına, oradan da ince barsağın baş kısmına girerler. Böylelikle ince barsağın son kısmı kaynaklı “iyi hormonlar” aktive edilmiş olurlar. Daha çok obez hastalarda uygulanan diğer versiyonda ise mide ile 12 parmak barsağı arasındaki bağlantı kapatılmaz ve ince barsağın son kısmı ince barsağın başlangıç kısmına yerleştirilir. Bu ameliyat çok efektif kilo kontrolü sağlamasına rağmen, özellikle çok ciddi kilo problemi olmayan diyabet hastalarında şeker kontrolü istenilen oranlara ulaşamamıştır.
Klasik (Diverte) İleal Transpozisyon ameliyatında 3 farklı işlem yapılır. Birincisi, midenin sol yarısı veya sol üst kesiminin çıkarılması işlemidir. İkincisi, mide ile 12 parmak barsağı arasındaki bağlantının kapatılmasıdır. Üçüncüsü ise, ince barsakların son kesiminden 170 cm’lik bir segment hazırlanarak mide ile ince barsağın başlangıç bölümü arasına yerleştirilmesidir. Bu ameliyatta midenin sol üst kesimi alınmaktadır. Bu, hastanın kilosuna göre değişmekle beraber hacimsel anlamda yaklaşık 1/3’lük bir kısmının alındığı anlamına gelir. Bu uygulamanın nedenlerine gelince;
a) Ghrelin isimli iştah açıcı maddenin salgılandığı hücre kitlesini azaltmak,
b) Hacim kısıtlaması sağlamak,
c) Şayet sadece ileal interpozisyon yapıp mide üzerinde herhangi bir işlem yapılmazsa ince barsak kaynaklı hormonlar nedeniyle pasaj çok yavaşlar. Bu durumda ortaya çıkan inatçı bulantı ve kusmalar ile seyreden mide genişlemesini (gastrik dilatasyon)engellemek,
d) Bağlantıların alt batında sağlıklı bir şekilde yapılabilmesi için midenin kalın barsağın orta kesiminin altından alt batına geçirilmesi gerekmektedir. Midenin kalın barsak altından daha rahat ve gerginlik olmaksızın geçirilmesini sağlamak. İşte bu dört nedenden dolayı İleal Transpozisyon ameliyatında rutin olarak mide küçültmesi yapılmaktadır.

Transit Bipartisyon :

Transit Bipartisyon Brezilya’lı cerrah Sergio Santoro tarafından tıp literatürüne kazandırılan bir tekniktir. Transit Bipartisyon tekniği diğer tekniklere benzer şekilde bir tüp mide işlemine ilaveten, diğer işlemlerden farklı olarak ince bağırsağın on bölümünün tamamı midenin alt kısmına ikinci bir çıkış sağlanarak yapılır. Bu sayede yenilen yiyeceklerin ince bağırsakların tüm segmentlerinden geçişi sağlanır.
Transit Biparisyon’da öncelikle ince bağırsakların kalın bağırsaklarla birleştiği noktadan itibaren 100 cm sayılır ve bu kısım işaretlenir. 150 cm daha sayılarak, ince bağırsakların kalın bağırsakla birleşme yerinden itibaren 250. cm’de ince bağırsak kesilir. Kesilen alt uç mideye bağlantı yapılır. Üst uç ise daha önceden işaretlenmiş olan 100. cm’e bağlanır. Bu sayede ince bağırsakların son 250 cm’lik kısmına direk yiyecek girişi sağlanmış olur. Tek önemli nokta yiyeceklerin yaklaşık 1/3’ü doğal yol olan oniki parmak bağırsağından, 2/3’ü ise yeni yapılan bağlantı sayesinde ince bağırsakların son kısmından geçer. Bu ameliyatın en büyük avantajı hastaların %5’inden az bir kısmında uzun vadeli sadece demir ihtiyacı olduğudur. Hastaların %95’inden fazlası hiçbir takviyeye ihtiyaç duymaksızın hayatlarına devam edebilirler.

Obezite Tedavisinde Cerrahi Karardan Sonraki Adımlar :

Aşırı kiloları nedeniyle hekime başvuran kişinin ilk muayenesinin ardından kan tahlilleri yapılıyor, nedenleri ve beraberindeki hastalıklar araştırılıyor. Hastanın endokrinolojik ve psikolojik değerlendirmeleri yapılıyor. Beslenme düzeninin oluşturulması için beslenme ve diyet uzmanından yardım alınıyor. Hastanın risk faktörleri değerlendiriliyor. Multidisipliner özellik taşıyan bu çalışmada hastaya da çok iş düşüyor. Ameliyat kararı verildiğinde hastanın, ameliyatın sihirli bir değnek dokundurmadığını ve hiçbir ameliyatın diyetten daha kolay olmadığını bilmesi gerekiyor.